Ders Notu
Yaşantı Konisinin Temel Varsayımları
Yaşantı Konisi, yalnızca öğrenme yollarını sıralayan bir şema değildir; arkasında öğretim sürecine ilişkin bazı temel varsayımlar barındırır. Bu varsayımlar, öğretim teknolojilerinin neden ve nasıl kullanılması gerektiğini anlamak açısından oldukça yol göstericidir. Edgar Dale, öğrenmenin doğasına ilişkin kesin kurallar koymaktan çok, öğretmenlere ve öğretim tasarımcılarına düşünme çerçevesi sunmayı amaçlamıştır.
1. Öğrenme Yaşantılar Yoluyla Gerçekleşir
Yaşantı Konisinin en temel varsayımı, öğrenmenin pasif bilgi alımıyla değil, bireyin yaşantıları sonucu gerçekleştiğidir. Öğrenci yalnızca dinlediğinde ya da okuduğunda değil; gördüğünde, dokunduğunda, denediğinde ve uyguladığında öğrenme daha anlamlı hâle gelir.
Bu varsayım, öğretim teknolojilerinin yalnızca sunum aracı değil, öğrenme deneyimi oluşturan araçlar olarak tasarlanması gerektiğini vurgular.
2. Somuttan Soyuta Doğru Bir Öğrenme Süreci Vardır
Modelin ikinci önemli varsayımı, öğrenmenin genellikle somut yaşantılardan soyut kavramlara doğru ilerlediğidir. Özellikle yeni ve karmaşık konular söz konusu olduğunda, öğrencinin önce somut örneklerle karşılaşması öğrenmeyi kolaylaştırır.
Bu nedenle:
-
Önce gerçek yaşam örnekleri,
-
Sonra görseller ve simülasyonlar,
-
En sonda kavramsal açıklamalar
şeklinde bir öğretim süreci daha etkilidir.
3. Tüm Öğrenmeler Aynı Düzeyde Yaşantı Gerektirmez
Yaşantı Konisi, her dersin mutlaka en alt basamaktan (yaparak-yaşayarak) öğretilmesi gerektiğini savunmaz. Aksine, öğrenme hedeflerine göre farklı yaşantı düzeylerinin seçilmesi gerektiğini öne sürer.
Bazı konular için:
-
Okuma ve dinleme yeterli olabilirken,
bazı konular için:
-
Görsel destekler,
-
Uygulamalar,
-
Etkileşimli ortamlar zorunlu hâle gelebilir.
Bu varsayım, öğretim teknolojilerinin bilinçsiz değil, amaçlı kullanımını ön plana çıkarır.
4. Öğrencinin Aktif Katılımı Öğrenmeyi Güçlendirir
Model, öğrencinin öğrenme sürecinde aktif bir rol üstlenmesini temel alır. Öğrencinin yalnızca izleyen ve dinleyen değil, karar veren, deneyen ve geri bildirim alan bir konumda olması öğrenmenin kalıcılığını artırır.
Bu varsayım, öğrenci merkezli öğretim anlayışıyla ve modern öğretim teknolojileriyle doğrudan örtüşür.
5. Öğrenme, Tek Bir Duyuyla Sınırlı Değildir
Yaşantı Konisine göre öğrenme, birden fazla duyuya hitap ettiğinde daha etkili olur. Görme, işitme ve dokunma gibi duyuların birlikte kullanılması, bilgilerin zihinde daha güçlü bağlantılar kurmasını sağlar.
Bu durum, çoklu ortam destekli öğretim materyallerinin neden bu kadar yaygınlaştığını da açıklar.
Genel Değerlendirme
Yaşantı Konisinin temel varsayımları, öğretim sürecinde “ne kadar teknoloji kullanmalıyım?” sorusundan çok, “hangi öğrenme yaşantısını oluşturmalıyım?” sorusuna odaklanmayı önerir. Öğretim teknolojileri de bu yaşantıları planlı, anlamlı ve etkili hâle getiren güçlü bir destek unsurudur.