Ana içeriğe git
'ya geç - Kapat
'ya geç - Kapat
Tamamlama Gereklilikleri

Görsel–İşitsel Araçlar Dönemi

Öğretim teknolojisinin tarihsel gelişimine baktığımızda, ilk durağımız görsel–işitsel araçlar dönemidir. Bu dönem, teknolojinin henüz dijitalleşmediği; ancak öğretimi desteklemek için farklı araçların bilinçli şekilde kullanılmaya başlandığı bir süreci ifade eder. Kısaca söylemek gerekirse, “öğretimi sadece anlatmaktan kurtarma” çabasının ilk ciddi adımları bu dönemde atılmıştır.

Bu dönemin çıkış noktası

Geleneksel öğretimde uzun yıllar boyunca sözlü anlatım temel yöntem olmuştur. Öğretmen anlatır, öğrenci dinler. Ancak zamanla şu fark edilmiştir:

Öğrenciler yalnızca duyarak değil, görerek ve deneyimleyerek daha iyi öğrenmektedir.

İşte bu farkındalık, öğretim ortamlarına görsel ve işitsel araçların girmesinin önünü açmıştır. Amaç, öğrenmeyi daha somut, akılda kalıcı ve ilgi çekici hale getirmektir.

Kullanılan araçlar nelerdi?

Bu dönemde kullanılan araçlar bugün bize oldukça “nostaljik” gelebilir ama dönemine göre oldukça yenilikçidir:

  • Tahta ve tebeşir (evet, her şey onunla başladı)

  • Posterler, haritalar, levhalar

  • Slayt makineleri ve tepegözler

  • Radyo ve televizyon

  • Film şeritleri ve eğitim filmleri

Bu araçların ortak özelliği, öğretimi destekleyici olmalarıdır. Yani teknoloji, öğretmenin yerini almak için değil; öğretmenin anlattığını daha etkili kılmak için kullanılmıştır.

Öğretmenin rolü nasıldı?

Bu dönemde öğretmen hâlâ merkezdedir. Teknoloji:

  • öğretmeni yönlendirmez,

  • öğrenme sürecini otomatikleştirmez,

  • sadece öğretmenin anlattığını zenginleştirir.

Öğretmen doğru zamanda doğru aracı seçtiğinde, ders daha akılda kalıcı olur. Yanlış kullanıldığında ise… sadece “süs” olur 😅

(Yani poster var ama kimse bakmıyor.)

Bu dönemin öğretim teknolojileri açısından önemi

Görsel–işitsel araçlar dönemi, öğretim teknolojileri için kritik bir başlangıçtır çünkü:

  • Öğretimde araç kullanımının bilinçli hale gelmesini sağlamıştır.

  • “Teknoloji = cihaz” algısının temellerini atmıştır.

  • Öğrenmenin sadece işitsel değil, çoklu duyulara dayandığını göstermiştir.

  • Sonraki kuramsal yaklaşımlar için zemin hazırlamıştır.

Kısacası bu dönem şunu söylemiştir:

“Anlatmak yetmez, göstermek gerekir.”
Yeni pencerede aç